Bedenin elektriksel dili, frekans kavramı ve bilimsel sınırlar

Biyorezonans, insan bedeninin yalnızca kimyasal süreçlerden değil; aynı zamanda elektriksel, manyetik ve titreşimsel düzenlerden de etkilendiği düşüncesine dayanan tamamlayıcı bir yaklaşımdır. Bu anlayışa göre beden; hücreler, organlar, sinir sistemi, kalp ritmi, beyin dalgaları ve metabolik süreçler arasında sürekli bilgi alışverişi yapan canlı bir biyofizik sistemdir.

İnsan bedeni gerçekten de elektriksel sinyaller üretir. Beyin aktivitesi EEG, kalp ritmi EKG, kas aktivitesi EMG, göz hareketleri ise EOG gibi yöntemlerle ölçülebilir. Modern biyosensör çalışmalarında bu sinyaller “bioelectric signals” yani biyolojik elektriksel sinyaller olarak tanımlanır; kaynakları beyin, kalp, göz ve iskelet kası gibi fizyolojik yapılardır.

Bu nedenle “insan fiziği” denildiğinde yalnızca kemik, kas ve organ yapısı değil; aynı zamanda bedenin elektriksel düzeni, ritmi, iyon dengesi, zar potansiyeli, sinyal iletimi ve elektromanyetik hassasiyeti de düşünülmelidir. Kalbin ritmi, beynin dalga örüntüleri, sinir hücrelerinin iletimi ve hücre zarındaki elektriksel potansiyel; bedenin biyofiziksel tarafını oluşturur.

Biyorezonans Ne Anlatır?

Biyorezonans yaklaşımı, bedendeki bazı biyolojik süreçlerin elektromanyetik bilgi ya da frekans temelli düzenlerle ilişkili olabileceğini varsayar. Bu yaklaşıma göre her organ, doku veya sistem belirli bir ritmik düzene sahiptir. Denge bozulduğunda, bu düzenin de değiştiği düşünülür.

Biyorezonans cihazları genellikle elektrotlar, kulaklıklar, el probları veya sensörler aracılığıyla bedenden sinyal aldığı ya da bedene düşük düzeyde elektromanyetik/elektriksel uyarılar verdiği iddiasıyla kullanılır. Memorial Sloan Kettering Cancer Center, biyorezonansın “electrodermal testing”, “bio-physical information therapy”, “bio-energetic therapy” ve “vibrational medicine” gibi adlarla da anıldığını bildirir.

Ancak burada önemli bir ayrım vardır:
 Bedenin elektriksel sinyaller üretmesi bilimsel bir gerçektir.
 Biyorezonans cihazlarının hastalıkları teşhis veya tedavi ettiğini iddia etmek ise ayrı bir klinik kanıt meselesidir.

Yani EKG, EEG, EMG gibi ölçümler tıpta kabul görmüş biyofiziksel ölçümlerdir. Fakat biyorezonans cihazlarının tüm hastalıkları güvenilir biçimde tespit ettiği veya tedavi ettiği iddiası, modern tıbbın kabul ettiği güçlü klinik kanıt düzeyine sahip değildir.

İnsan Fiziği Açısından Frekans

Frekans, bir olayın bir saniyedeki tekrar sayısıdır ve Hertz birimiyle ifade edilir. İnsan bedeninde frekans kavramı birçok düzeyde karşımıza çıkar:

Kalp belirli bir ritimle atar.
 Beyin farklı bilinç hâllerinde farklı dalga örüntüleri üretir.
 Nefes alışverişi ritmiktir.
 Kaslar elektriksel uyarılarla çalışır.
 Sinir hücreleri iyon hareketleriyle bilgi taşır.
 Hücre zarları elektriksel potansiyel farkı oluşturur.

Bu yüzden insan bedeni yalnızca biyokimyasal değil, aynı zamanda biyofiziksel bir sistemdir. Bedenin sağlığı; kimya, elektrik, mekanik, basınç, sıcaklık, ritim, sıvı dengesi ve sinirsel iletişim gibi birçok fiziksel unsurun uyumuna bağlıdır.

Biyorezonans bu noktada şu fikri öne çıkarır:
 Bedenin doğal ritmi bozulduğunda, bu bozulma frekanssal ya da elektromanyetik düzeyde de iz bırakabilir.

Bu düşünce teorik olarak ilgi çekicidir; ancak uygulamada her cihazın neyi ölçtüğü, ne kadar güvenilir ölçtüğü, tekrarlandığında aynı sonucu verip vermediği ve klinik olarak anlamlı olup olmadığı bilimsel olarak test edilmelidir.

Biyorezonans Tamamlayıcı Bir Yaklaşım Olarak Nasıl Görülmelidir?

Biyorezonans, en güvenli ifadeyle tamamlayıcı farkındalık ve denge destek yaklaşımı olarak ele alınmalıdır. Cancer Research UK, tamamlayıcı terapilerin geleneksel tıbbi tedavilerin yanında kullanılabileceğini; alternatif terapilerin ise geleneksel tedavinin yerine kullanıldığını belirtir. Bu ayrım önemlidir, çünkü tamamlayıcı kullanım destekleyici olabilirken, kanıta dayalı tedaviyi bırakıp yerine alternatif yöntem koymak risklidir.

Bu nedenle biyorezonans şu şekilde konumlandırılabilir:

Doğru çerçeve:
 Bedenin biyofiziksel yönünü anlamaya çalışan, stres, denge, yaşam tarzı farkındalığı ve enerji algısı üzerinden destekleyici bir tamamlayıcı yaklaşım.

Yanlış çerçeve:
 Tek başına hastalık teşhisi koyan, kanser veya ciddi hastalıkları tedavi eden, ilaç veya doktor yerine geçen kesin çözüm yöntemi.

Biyorezonans özellikle stres yönetimi, beden farkındalığı, yaşam tarzı değerlendirmesi, beslenme disiplini, uyku düzeni ve kişinin kendi iç ritmini fark etmesi gibi alanlarda tamamlayıcı bir dil sunabilir. Fakat ciddi hastalıklarda tanı ve tedavi kararları mutlaka hekim kontrolünde yürütülmelidir.